12 Aralık 2008 Cuma

Ciddiyet

Bugün şunu farkettim: Saçmaladıklarının farkında olarak ya da olmayarak, ciddiyetlerini ve inançlarını bozmadan işlerine devam eden insanlara saygı duyduğumu.
Örneğin, pek çok yaptığı ürün felaket ötesi olan Derya Baykal; bu ne inançtır, bu kendini işine nasıl bir adamadır, bu nasıl bir gereksiz yaratıcılıktır; ama onun hiç umrunda değil! Aklına estiği gibi yapıyor ve daha önemlisi uydurduğu şeylere sahip çıkıyor. Zaman zaman internet sitesinde görüyorum gerçi çok mantıklı, kullanışlı ve pratik şeyler de üretiyor ama "evinize misafirliğe gelenlere ikram edeceğiniz can eriklerin her birine birer 'erikdanlık' örelim hadi" tipli ürünlerin gerekliliğini anlayabilmem için şifre çözücüye (decoder) ihtiyacım var! Gerçi birkaç kez izlesem bu tip "-danlık" üretimlerini, muhtemelen işini onca ciddiyetle ve inançla yapmasından etkilenerek, kendimi bu "-danlık"ların gerekliliğine inanmış ve eksikliğini duyarken bulabilirim, o derece yani!
Bir örnek daha geldi aklıma, Fatih Ürek'in yılan dansı. Evet, evet o tuhaf dans; bilekten kıvrılmış kolunu ve el parmaklarını titreterek yılana benzetmeye, yılanın başıymış gibi sallamaya çalışması, diğer yandan da gerdan kırması ve göz süzmesi. Kesinlikle bana hitap etmeyen dansı, ki dans demek bile ne derece doğru tartışılır, öyle ciddiye alıyor ki, gerçekten takdir ediyorum saçma da olsa kendisini bunca inandırmış olmasını.
Bir başka örnek, Nil Karaibrahimgil'in özellikle reklam müzikleri. Aslında şahsiyetini, felsefesini ve pek çok şarkısını-şarkı sözlerini beğenirim kendisinin ama reklam müzikleri konusunda pek de iyi olduğunu düşünmüyorum ancak o inatla, kararla ve aynı saçmalama mantığıyla işine devam ediyor mu ediyor ve benim aklıma bir şekilde kazınıyor mu kazınıyor; sonra kendimi bütün gün "ruhum hep desen desen" diye mırıldanırken buluyorum.
İşte başarı budur! Pek çok insan yaptığı işin aslında ne kadar ciddi, lüzumlu, önemli, kıymetli ve toplumu etkileyebilir olduğunun farkında olmasına rağmen, hiç değer vermeden, önemsemeden, sürekli erteleyerek ya da yapmamak için türlü mazeretler öne sürerek yapıyor işini ya da kısacası işini yapmıyor. Oysa ne Derya Baykal'ın koli bandı kullanarak yaptığı (ve bence mumun ısısıyla yangın felaketine neden olabilecek) "mumdanlık" dediği şeye ihtiyacımız var, ne de Nil'in tekerlemeden hallice reklam müziği sözlerine. Fakat onlardaki bu işini en üst düzeyde ciddiye alma halinin kırıntıları bile diğerlerinde olsaydı fena olmazdı!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder